30 Mayıs 2017 Salı

Kitap Arasında Gülü Kurutma Sanatının Söyledikleri - Kısa Kısa #22


*Bu kitabı yıllar önce almıştım,
Kebi aeliy sökekten.
Bütün İstiklal Caddesi'nin kıskandığı o sarılmadan sonra
İkinci kez gül aldığım birine,
Okumaya başladım.

İkinci kez gül aldığım kıza da, ikinci kez gül alınıyordu.
İlk buluşmamızda da aynı renkte kıyafetler giyinmiştik bilmeden
Ve bana sormuştu:
"Yani, çok saçma ama ben bunlara mânâ yüklüyorum, saçma di mi?"
Çok oyuncu olduğumdan hemen
"Bu gibi şeylere yükleyemeyeceksek zaten bu anlamı, neye yükleyebiliriz ki?"
Demiştim.

*Beni gidi beni.

*Geçen gün rüyamda koradaydım,
Beşinci sınıftayız,
Ve beşinci sınıfta koradaydık zaten,
Seçmelerde herkes dönemin pop şarkılarından söylerken ben
"Kara Sevda"yı seçmiştim.
O günkü seçimim bir çocuk için pek de iyi değildi
Herkes tuhaf gözlerle bana bakmıştı.
Babam ne düşünürdü acaba şarkıcı olsam...
Her neyse geçen rûyamda koradaydım.
Kıskan.

*Karma'da da en sevdiğim şarkı,
"Sen Başkasın"dı.
Hayır, ne yaşadın da, kimlerle ne yaşadın da "o başka" acaba minik bebek, sorarım sana?
O'na Sor'dan da etkilenirdim.
Garip bir ergenlikti.

*Yorgan döşek hasta oldum.
Arkadaşım soruyor, geçti mi?
Vallahi bazen karnımda ağrı oluyor, diyorum.
Abi, aşık filan mı oldun acaba, diyor sonra
Yok yani bildiğin üşütme moruk ya, gerçi aşk da bir üşütme hâli diyorum.
dfşlsöfşdsl
Gülüyoruz böyle sonra.

*Şimdi 67 yılında basılmış bu kitapta, hangi sevda vardı acaba,
Ve neden şimdi karşıma çıkmıştı,
Ve buna anlam yükleyemeyeceksem neye yükleyecektim.
Kim bu kitabı bırakmıştı, kitap arasında kalmış bu sevdayı kim unutmuştu da bir sahafa satmıştı,
Nerede, ne sebeple, neden?
Peki ne oldu bu sevdaya?
Öldüler mi, peki biz ölünce bütün sevmeler dünyadan kayıp mı oluyor?
Böyle şeylere acayip üzülüyor,
Bazen de ölmüş insanların iç çekişleri ile nefes aldığımızı düşünüyor
Um.

*Ya, yazana ne demeli, gülün kurduğu sayfada (pekala bu bir kelebek de olabilir ya, ben gül diyorum):

"Buradaki âdetlere göre, insan tanıştırılmadığı bir kadını dansa kaldırabiliyor; bundan yararlanarak prensese doğru yürüdüm, kendisini valse çağırdım.
Zaferini açığa vurmamak, gülümsememek için zor tutuyordu kendini: Yine de hemen oldukça kayıtsız, hattâ sert bir tavır takınmayı başardı. Elini, gelişigüzel omuzuma bıraktı, güzel başını birazcık yana eğdi - ve dönmeye başladık. Bundan daha çok şehvet uyandıran, daha kıvrak bir bel görmedim! Taze soluğu yüzümü yalayıp geçiyordu; arasıra valsin kasırgası içinde saçlarından çözülen bir lüle, ateş kesilmiş yanaklarına değiyordu. Üç kere döndük pisti (şaşılacak kadar güzel vals yapıyor). Soluğu kesilmiş, gözleri bulanmıştı: Yarı-açık dudaklarıyla güçlükle, 'Merci, monsieur,' diyebildi."

*Şaşılacakkadargüzelvalsyapıyor parantez içi (L)

*Bir film izlemiştim, adam evde oturuyor, ve bir şeylerden sinyal almaya çalışıyordu.
Ama bunun için ayrıyeten bir amaç gütmüyordu. Yani aman şundan şu çıkarımı yapayım, bundan bunu anlayayım gibi bir şey yoktu. Sadece hani böyleleri vardır ve hayatın anlamsızlığını çözmüştür ve dahası artık bir şey yapmazlar, kaygılanmazlar, korkmazlar, sıyrılmışlardır her şeyden. Öyle. O günümü bekliyorum.

*Geçen hasta olduğum günlerde,
Rüyamdaki koro performansımdan iyi biçimde,
şu şarkıyı söyler buldum kendimi tuvalette,
Çünkü çok sık tuvalete gidiyordum anladınız mı fldskmfglkds
Tabii ki sadece nakaratı hatırlıyordum,

"Aaaaaaaagggghhhhh bu giiidiiiiişşşşşş, gelişleriiiiiiiğğğnnnn."
Müthiş bir yankı vardı.



*Yalnız günce deyince bloga, biraz abarttık bu kısa kısa işini sanırım.

*Neyse,
Turşuyu insan gerçekten aşeriyor,
yani her hamile kadının klişe olarak turşu aşermesini
artık yadırgamayın sevgili okur filmlerde.
Vallahi rüyama girdi,
ertesi gün yedim ama istediğim tadı bulamadım.
Resmen her şeyde olduğu gibi bir şeyi özlemek, ona kavuşmaktan daha güzel.

*Vataşiva Candy izledim öbür rüyamda da.

*İnsan hasta olunca sürekli rüya görüyor demek.

*Rüyamda... dslfksdklgf şaka şaka

*Not defterime "Sana kaç para başlık verildi?" yazmışım.
Hayatında Marmara Bölgesi dışında köy görmemiş biri için fazla iddialı bir öykü cümlesi.
Hesapta öykü böyle başlıyor. İki yaşlı kadın konuşmaya başlıyorlar. Ah benim bu hayalciliğim. Sonra, her şeyden sıyrılmış egosuz herif olacakmışsın.

*Dihisi irtik bir şiy yipmizlir, kiygilinmizlir, kirkmizlir, siyrilmişlirdir hir şiydin.

*İki üsttekini, "ulan ben bunu acaba internette mi duydum da yazdım," dedim.
Tabii ki değilmiş, işte dördüncü sonuç (Biraz da gülelim köşesi gibi, bu ne abi):
http://www.gazetevatan.com/3-milyar-baslikla-aldigi-kiz--gerdekte-erkek-cikti-58344-yasam/

*2005 güzel yıldı.
Vatan da güzel gazete idi
eskiden.

*Niye böyle yazıyorum gerçekten bilmiyorum. Bunu yazdığımın üstüne bir sürü şekilşükül yazış yaptım, ne zaman bunun notunu aldığımı da bilmiyorum ama silmek de istemedim.

*Yalnızlıkla ilgili en sevdiğim şey, zamanın geçmiyor oluşu. İkinci en güzel şey de hiçbir şeyden korkmanı gerektirecek bir şeyin olmaması. Yani güvenemeyeceğin bir tek kendin varsın, ve artık kendinin zaten güvenilmeyecek biri olduğunu çoktan çözmüşsündür, anladın mı? Her neyse, birileriyle beraberken zaman inanılmaz hızlı geçiyor, yol bile daha hızlı bitiyor, "a-ineceğim-durağa-gelmişim-bile" diyebiliyorsunuz, ama yalnızlık öyle mi, her anın senin. Bence gerçekten ne hissettiğini bir tek yalnızken anlıyorsun. Değeri pek bilinmiyor, ve kulağa ürkütücü geliyor bu arkadaşımızın adı. Hepsi bu.

*En son "kısa kısa"yı 2012'de yazmışım.
Ulan 5 sene be,
Bu işe bir son vermek lazım deyip
Yeni formatta yazdık.
Selam-melam.


2 yorum:

  1. 3 senedir okuyorum yazılarini keyifle .yenileri gelmeyince üzülüyor donup donup eskilerini okuyorum kacirdigim birşeyler var mi diye:)yazdiklarinda o kadar çok ayni derecede yaşanmışlık varki belki de o yuzden seni takip etmekten kendimi alamıyorum ..yazmaya devam et hep sevgiyle kal..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Sevgili Güneş,

      Böyle yorumlar insana şevk veriyor, ama yazmayınca yazmak istemediğimden değil sadece yazamadığımdan yazmıyorum.

      Sen de sevgiyle kal,

      Hoşça kal =)

      Sil