6 Ağustos 2015 Perşembe

Abartmalı, Acındırmalı



Annem oldukça sabırsızdır. Bir şey sorduğunda hemen cevap vermelisin. Zaman geçiyor çünkü.

Oysa ben düşünüyorumdur. Belki sorduğu soruyu, belki bambaşka bir şeyi. O anda bir şey yapıyorum yani, evet kesinlikle yapıyorum; belki sorduğu soru ilgimi çekmedi, belki bana birisini hatırlattı, belki sapıkça bir şey aklıma geldi, belki de dalıp gittim -olur a- belki de hiçbiri. Ama bunu annem dahil (yazıya annem diye başlamamın sebebi, bu cümledeki "dahil" içindir) kimse anlamıyor. Yahu bu kadar mı zor, düşünen bir insan olduğunu/olabileceğini düşünmek hâlâ etrafınızda, sayılarının azalmış olması ya da hiç olmaması çevrenizde bir adet Martin Tambourine bulunduğu gerçeğini değiştirmiyor ne yazık ki.
Sahi, hiç görmediniz mi yani düşünen birini, unuttunuz mu, hatırlamıyor musunuz, ne zaman unuttunuz, çok oldu mu, kolay mı unuttunuz, her şeyi bu kadar kolay mı unutursunuz, yoksa hiç düşünmez misiniz? Eh bravo doğrusu, size de bu yaraşırdı. 

Düşünmek için zaman yok. Artık hiçbir şeye zaman yok. İnsanlar uyumamayı zamandan tasarruf adına istiyor. Bu değişik bir düşünce. Ne istersin diyorum, bana uyumamak diyor. Ee, ben de ölümsüzlük isterim ve seni yenerim. İstediğim kadar uyurum ve sen istersen hiç uyuma, belli bir yaşta ölürsün. Ben uyandığımda senin hayatından dahasını yaşarım. Hayır merak ettiğim, yaratıcılığın bu kadar mı yani? Ne bileyim, pek sınırlıymış doğrusu.
Örneğin, sihirli güce de gerek yok, madem bu kadar zaman yetişmiyor, örgütlenin ve çalışma saatleri için grev yapın sayın iş sahibi arkadaşlarım ve uykularınızı sağlıklı alın, daha faydalı ve yararlı; zaten patron için çalışıyorsunuz neyin derdi bu, para için filan, yakışıyor mu hiç? Yani hem parasız yaşayamayacaksan ve zamanın da olmayacaksa, ikisini de yarı yarıya indirmeyi düşünmelisin. -melisin yani, başka seçenek yok.
Bebekçe bile olsa bir "düşünce", değil mi bu? Basit olması onu azımsanacak bir kerteye çekmiyor. Uyumamak gibi imkansız ya da süper güçler gerektiren bir şey de değil. Ama bunu kime anlatacaksın, veya seni kim dinleyecek, insanların bazen şikâyet etmek için mezun olduklarını, çalıştıklarını, isim yaptıklarını, evlendiklerini, hatta çocuk yaptıklarını düşünüyorum.
Veya bu sözler daha ağzından çıkarken, kelimelere döküldüğü anda tuhaf biçimde zaten bi' acayipleşiyor sen söylüyorsan. Çünkü anarşik söylemler bunlar, artık pek yeri yok. Bir de söyleyene bak, ne ekonomi bilir, ne siyasetten anlar, ne doğru dürüst çalışmıştır, ne anarşi bilir, peh. Sanırsın pezevenk her şeyde uzman. Söyleyeni ve söylediğini hele tanıyorsan yakından, kesin yandın zaten, kaçarı yok. Bir şakalaşmalar, bir eblehlikler, sataşmalar ki sormayın gitsin. Sanırsın bebekçe düşünen sen değilsin de onlar. Zaten bunları gördükçe bebekçe düşüncelerime daha da sarılasım geliyor. Yok karşı değilim de gülümsemelere, hoşbeşliğe; hayattan tat almasını bilirim en azından sizin kadar hayatım, canım ve cicim, yapmayın o kadar da değil, de, bazen çok yersiz oluyor. Sözlü iletişimin bittiği bir dönemdeyiz, bu kesin. Yazılı olarak da ifade edemiyorum kendimi sanırım, aldırmayın.
Her şeye aniden karar vermelisin, yoksa gerçek hayatta olduğu gibi, o karşı koyamadığımız yahut koyamayacağımız katı ve sert dünyaya ne kadar benzediğini görüyorsun arkadaşlarının, üstelik sen seçtiğin için onları, kendine de üzülüyorsun haliyle. 

"Na-nasıl ya, e ben bunları bu boktan yaşantıya benzemedikleri için seçmemiş miydim yani?"

Elinden fırsatlar akar gider, kalakalırsın. Para kazandıracak her şeyde bu böyledir ya hani, aslında bu her yerde böyle, e peki arkadaşlıkta neden böyle? 
Beni bırakır insanlar, varsın bıraksınlar, canları cehenneme, üzüleceğim tek şey geçen zamandır. Nasıl, şaşırdınız mı? İnsanlar şaşırmıyor azizim, şaşırmadıysanız pek fazla havalara girmeyiniz. Şaşırtmak için insanları aptal yerine koymalısınız, oysa hiçbir zaman yapmayacağım gibi sizi aptal yerine koyduğum filan yok. Öyle olağan şeylerdeki sıradışılığa tav olan yok, abartmalısın. Abatmalısın, abartmalısın. Ve kendini acındırmalısın, tek çare bu. Öyleyse ben de mi sabırsızım? Hayır, öf git başımdan. Okuyun baştan canım, bunun "hayır" olduğunu göreceksiniz, gidin başımdan diyorum size. Yazmak istemiyorum artık. 
Sabırlı olduğum zamanlara üzülür müyüm, üzülürüm, tamam, kabul. Pişman olmak mı, asla. Bazı şeyler böyle, mizaç diyorlar sanırım. Yine olsa, yine yaparsın durumu/na. Ben yine olsa yine düşünürüm.

En çok güldüğüm de bu gururlu ve kibirli insanların kendilerini güçlü sanması, hayır albayım, güçlü olan varsa o sen değilsin, susan güçlüdür, avunan; gitmek hiç de bir güç işi değildir. Kolaya kaçmadır bilhassa. Halt yemiş tersini diyen.

Annem biraz daha yemek ister misin, diyor.
Düşünüyorum, bir tabak daha yiyebilir miyim, karnım doymadı mı acaba, bir tabak daha yersem dondurma yiyecek yerim kalır mı, göbeğim de hafiften çıkıyor mu ne, ekmeksiz mi yesem, yoğurt bitmiş tuh-yoğurt olsa kesin yerdim, soda içsem-evde var mı-soğuk mu, acaba yemek hâlâ sıcak mı, peki aynı tadı alabilecek miyim, şimdi çok severken bıraksam mı acaba, yarına kalırsa aynı güzellikte olmayacak-ilk piştiğinde mi gümletsem, ama yarın da yemek istersem bu sefer yiyemeyeceğim, hem bu havada bu yemek mi yenirmiş, tuz acaba içeride mi kaldı, yeter acaba deme artık, balkonda mı terlik giyiyorduk yoksa evde mi? 
Gibi, gibi ve gibi...
Sonra bir bakıyorsun yemeğimi başkası yemiş, pay edilmiş, ya da bana kızılmış, ya da başka planlar çoktan yapılmış, herkes herkesle dostmuş gibi. Selam.
Ben düşünüyorum, bir şey söylersem yapmalıyım, yoksa söylememeliyim. İnsanları kırmamalıyım, insanları yanlış yönlendirmemeliyim, onlar bana göre plan yapmasınlar, hayatlarında önemli biri olmak istemiyorum, ben olmasam da olsunlar ve ben de bir şekilde sonradan dahil olsam diyorum, gölge etmesem, etkilemesem, varlığım hissedilmese, yokluğum duyulmasa. Yahut tam tersi.
Mizacıma ters.
Susamıyorum.
İnsanlar, sizi sevmiyorum.

4 yorum:

  1. bunları ben mi yazdım uyurken ya da alt benliğim diğer kişiliğim falan mı uyduruyor hayal mi görüyorum diye dönüp dönüp baktım. valla, tamı tamına bu yazdıklarının tıpkısının aynısını düşünüyorum, bunlarla karşılaşıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bu yazıyı aslında gece 4-5 arası yazdım (aslında sabah 4-5, neden gece diyorsam), sonra yayınlamayayım dedim, belki sabah kalkınca aynı şekilde hissetmem. Ama baktım gene aynıyım. Selam sana arkadaş!

      Sil
  2. Sonuç paragrafın var ya hani; "hayatlarında önemli biri olmak istemiyorum... varlığım hissedilmese, yokluğum duyulmasa..." sen baştan gitmişsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsun avare, yine doğruları diyorsun =( Baştan gitmişim, piüüv.

      Sil