23 Ağustos 2014 Cumartesi

Kadınlar Hakkında Yazmaya Çalışmak



Erkeklerin gözünden kadınlar değil. Salt kadınlar. Kadınlar hakkında yazmak istiyorum. Bir öykü, bi'-bir şey. Ne olduğunu bilmiyorum. Önemsiz de isim vermek zaten. Ama hangi kadınlar hakkında olduğunu biliyorum:

Kocası ölünce nihayet kendi için bir şeyler yapmaya başlayan, onca zaman boşu boşuna yaşlanan, kendini hiç düşünmeyen, hatta erken ölen kadınlar hakkında.

Veya her şeyden korkan, korkutulan, feminist yapmacıklığına sığınmayan, egoist, burnu havada ve büyük olmayan, tek istediği azıcık ilgi, birazcık sevgi olan; onlara bunu bile veremeyecek, vermek istemeyen, vermeyi zül addeden insanların yanında kalmak zorunda olduğunu hisseden kadınlar hakkında.

Esasında sen ona bir gelsen sana beş gelebilecek, bilmeyen, neyi neden yaptığının farkında olmayan, içimi yakan kadınlar hakkında.

Çocuğu olmamış, belki de hiç evlenmemiş, ailesini bırakıp gidememiş, kapıyı hiçbir zaman çarpamamış, sesini yükseltememiş kadınlar hakkında yazmak istiyorum.

Sadece kadınlar hakkında "bir" şey yazmak istiyorum. Bu dünyada gerçekten ezilen kadınlar hakkında. Bu dünyada hayvanlardan sonra en çok ezilen canlı türü hakkında. Dili, dini ve ırkı önemsiz ve bunları önem sırasına insandan öne koymayan, sadece insan kalabilen kadınlar hakkında. Özel hayatlarına dair hiçbir şeyi duymak istemediğim kadınlar hakkında.

Bir şey yapmaya kalkışınca önüne ket vurulan, aşağılanan, özgüveni yerle bir edilmiş; kıyıda köşede, belki banyoda içine içine ağlayan, hıçkıran hatta hıçkıramayan kadınlar hakkında.

Küçücük başarıya bile çocukça sevinen masum kadınlar hakkında.

Sevilmeyen, sevilmeyi unutmuş, sevemeyen, bu yüzden sevenleri yadırgayan, onların arasında kendini bir garip hisseden kadınlar hakkında.

Ağız dolusu küfür etmek isteyen temiz ve sinirli kadınlar hakkında.

Hayatı yalayıp yuttuğunu sanan toplumca bozulmuş kabul edilen hayat kadınları hakkında.

Çocukken kız görülen, ergenlikten sonra kadın kabul edilen ve bu kadın kabul edilmesini kötü ya da önemsiz bir şey zanneden kadınlar ve onların yetiştirdiği aşağılık nesil hakkında yazmak istiyorum.

Gerçekten.

Tüm bunları nasıl yazacağımı, yahut içlerinden birini nasıl seçeceğimi bilmiyorum. Bu yazı gibi yapmacık olsun da istemiyorum. (Yapmacık değil yazı ama yapmacık gibi geliyor tekrar okuduğumda bana ister-istemez.)

Hiç kadın olmadım. Kadın gibi de hissetmedim. Kendi cinsime ilgi duymadım. Ama bunu nasıl yapacağım, yapanlar nasıl yapmış (Tolstoy, Flaubert vb.), neyi eksik yapmış bilmiyorum. Yapmak istiyorum. Ama nasıl yazacağımı, nereden başlayacağımı bilemiyorum. Sadece yazmak istiyorum, ama denemeye korkuyorum.

Not: Bir kere ana karakteri kadın olan öykü yazdım aslında, çok kötüydü. Bulutlar gibi kusursuz olmalıydı hâlbuki öykü.

7 yorum:

  1. Belki bir kadının hikayesi size sinince,belki kendi hikayeniz bir kadın olmaya başlayınca,belki bulutlar kadar pürüzsüz belki pürüzlü bir hikayeniz olur .Olmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu gelen yorumlara cevap verme hastalığım beni öldürecek. Hâlbuki ne güzel yorum, değil mi? Bıraksana kendi hâline. Yok, illa bir şey demeli. Ama ne, bilmiyorum.

      Bir kadının hikâyesinin üzerime sinmesi sanırım fazlasıyla mükemmel yardımcı olurdu.

      Sil
    2. Siteniz,Can filan inanın anlamadım. Ben sizi okuyorum ,takip ediyorum sadece.Kelimelerinizi seviyorum.Açıklarsanız sevinirim son yorumunuzu.

      Sil
    3. =) Yok ya başka bir adsız, şu otomatik atılan mesajlardan birini atmış, ona laf yetiştiriyorum. Sana yazdım gibi olmuş evet, öyle değil ama. Ona yazdım, sonra onun mesajını sildim. Şimdi kendi yazdığımı da sileceğim. Adsızların karışması olmuş yani. Seni yoksa biliyorum, favorilerindensin bu sitenin. Sağ olasın. =)

      Sil
    4. Demek kelimelerimden tanıyorsunuz artık.Teşekkür ederim sevindim.

      Sil
  2. Feedly'deki takip listemde cümlelerini severek okuyorum. Bu yazın da bana büyük keyif verdi, kadınlar arası farklılığı çok güzel dile getirmişsin. 'Kendi cinsime ilgi duymadım' ifadenden sonra Tolstoyve Flaubert bunu nasıl deyince orada kafam bir karıştı; haksız mıyım ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Evren. Yani Tolstoy Anna Karenina'yı ve Flaubert de Madam Bovary'yi hangi kafayla yazdılar diye merak etmiştim. Budur yani =)

      Sil