23 Mart 2014 Pazar

İnsanı Üzen Şeyler



Yolda yürürken birinin pardon diyerek sizi durdurması ve size, bir zamanlar, turşucuk iken gittiğiniz ilkokula nasıl gidebileceğini sorması.

Bu belki eskiden son derece olağandı ya da küçük yerlerde hâlâ sıkça yaşanan bir durum da olabilir. Benim başıma -onca yıldır- ilk kez geldi. İlk kez biri ilkokulumun yol tarifini sordu. Düşünsenize. Hem de onları neredeyse geçmişken durdurup, seslenip... Hem de okula çok uzak ve çok alakasız bir yerde sorması... Ne bileyim, hoş ve üzücü işte.

On (10) seneye herkesin elinde yol tarif eden aygıtlar olacağına kesin gözle bakarsak (bir on sene öncesini düşününce şu geldiğimiz durumu, geleceğimiz durumun göstergesi olarak kabul edebiliriz.) belki de son kez biri benden ilk ilkokuluma (birçok okul değiştirdim) giden yolu tarif etmemi istedi. Bunun ayrımına varmak da ayrı üzücü.

Duygulanılacak bir şey değil belki çoğunuz için ama ben öyküyü gördüm. Bitince kusursuz olanlardan.

8 yorum:

  1. Kılıf diyorum, çok güzelmiş. :)

    Son paragrafta bir şey var, cümlelerin farklı bir şeysi. Gücü, büyüsü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl tebeşir nedir ya, beni üzen o, şimdi kullanmayacak mı çocuklar =(( İspirtolu kalem, tepegöz filan derken tablete geçtik oooooooof =((

      Sil
    2. Rengârenk rengârenk koymuşsun zaten oraya... :( Tabletli nesil, tebeşirle -ama kaliteli olanla- yazarken tahtadan çıkan o akma-kayma sesini bilemeyecek mesela. Ve bir de her harfin kara tahtadaki vurgusunu... :(

      Sil
    3. Tebeşirin uzun kenarıyla tahtaya yapılan resmi gölgeleyemeyecek =((( Tavşan yapıp içini boyayamayacak =(((

      Gerçi lavukların özel resim programları olacak (oldu, var, mevcut), boşver bu kadar duygusala bağlamayalım =)

      Ya aslında düşününce, bu eski olan ve unutulan her şey için söylenebilir pekâlâ. Yine de üzücü işte.

      Sil
  2. Öyle elbet. Ama işte görebildiğin ve unutmadığın ölçüde anlamlı ya geçen zaman, ondan işte. Ve evet, bakılan ama görülmeyeni görmek güzel ya hani. Ya da her zamankinden başka görebilmek. Güzel işte ne bileyim ve üzücü işte.

    YanıtlaSil
  3. Ben de mobiett uygulaması varken iett şoförlerine hâlâ 'oradan geçer mi şuradan geçer mi?' diye sorulmasına şaşırıyorum. Ya o insanların akıllı teşefonu yok ya da o mobil uygulamadan haberleri

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de yok, eksikliğini de hissetmiyorum. İş adamı olursam (ki olamayacağım) belki olabilir, onun dışında maili geldiği gibi görmem, tiviti paylaşıldığı gibi okumam, kimin nerede olduğunu, nasıl fotoğraf çektiğini bilmeme hiç hacet yok, eğer beni gördüklerinde selam vermiyorlarsa.

      Ayrıca bunun sorulması nasıl bir sorun yaratır anlamış değilim. Büyük şehirde yaşayan herkes zengin diye bir algı varsa çok yanlış.

      Otobüsü kullanan insanlar zaten çok para kazanmayan insanlar. Akıllı telefonu olmayabilir, bu çok olağan. Zaten zor öğrenen bir milletiz, akıllı telefonu olsa da uygulamayı bilmeyebilirler.

      Ayrıca akıllı telefon denen cihaz çoğunca sadece statü belirttiği için alınıyor. Örneğin telefonda sadece arama yapmayı bilip akıllı telefona sahip olan bir sürü orta yaşlı ve/veya yaşlı insan var. Zamanında istediği her şeye sahip olamadığından bir aşağılık kompleksine girmişler ve şimdilerde -çok parası olduğundan- istediğini alıp, saygın bir birey olarak görülmek istiyorlar. Aldıkları hiçbir işine yaramasa da. Ama kabahat onlarda da değil. Para eşittir saygınlık, kavramında.

      Bu da ayrı üzücü bir şey.

      Sil
    2. Ben de meseleye "duygusal" açıdan bakmak isterim. İnsanın hâlâ başka bir insana ihtiyacının olduğunu görmek ve bilmek güzel bir şey aslında. Ve ben sanmıyorum ki şoför amca beyler kendilerine güzergâh sorulmasından rahatsız olsunlar. Aksine, kendileriyle 2 çift söz edilmesinden hoşnut bile oluyorlardır. Ben kızanına rastlamadım hiç.

      Sil