25 Mayıs 2013 Cumartesi

Şu Hayattaki En Tuhaf Meslek



Eczacılık. Daha doğrusu eczanecilik. Hiç anlam verememek bir yana, ne yaptıklarını da tam olarak çözebilmiş değilim. Para kazandırdığı kesin ancak kazandırdığı paranın ne kadar okumayla ilgisi var onu çözemiyorum. Bir insan doktorun yazdığı yazıyı anlamak için eczacı olmaz ya da bu onu eczacı yapmaz hatta yapmamalı. Gibi.

Gidiyorum eczaneye, şu şu şu ilaçlar. Tık basıyor kırmızı traş makinesi gibi bi' şeyle barkoda:

"14.25," diyor ve bazen de "nakit mi, kartla mı?" diye ekliyor. Hepsi bu olayın. Yani bildiğin market, bakkal vb. gibi.

Bunlara eminim çok alınıyorlardır ama ne yapayım, çıkar yolu yok. Mantıksızlık abidesi bir fakülteleri var, bitiyorsun, okumayı söküyorsun, yanına iki stajyer alıp dükkanı açıyorsun sonra da yandaki veterinerle tavla filan oynuyorsun. Çok tuhaf cidden. Esnaf bildiğin. Okumuş esnaf.

Not: Ha, ikinci sıra kim dersen kuyumculuk derim. Adam limon alıp-satar manav olur, altın alıp-satar kuyumcu olur. Büyük harflerle. O da esnaf, bu da. Algımız gerçekten çok kapalı ve garip.

19 Mayıs 2013 Pazar

"Kitabı Kapağına Göre Yargılama" Saçmalığı Üzerine


  Başlıktaki gibi sözler etmişse de bazıları, okumadığın bir kitabı ilk olarak kapağına göre değerlendirirsin. Bu şaşmaz çünkü okumamışsındır işte, adı üzerinde. Elindeki tek veri budur. Tanımadığın insanı gözlemleyebilirsin belki ama tanımadığın bir yazarı gözlemlemek ne yazık ki bedava değil. Satın alman lazım. 

  İşte ben de yine "tam da bu yüzden" diyorum ki: "Madem kitap basacaksın/basıyorsun bari azıcık özen de bir şeye benzesin."

  Eline aldığında ilk baktığın, hatta odana poster bile yaptığın olur bazı kitapların kapaklarını. Ama bazı kapaklar gerçekten korkunç. Özellikle Türkiye bu konuda epey geri. Dünyadan farkı yok esasında ama eskiye göre gerileme olduğu apaçık. Kaliteli yayınların bile kapakları çok kötü. Yapılacakların listesi şöyle olabilir:

1- Fotoğraf ne kadar güzel olursa olsun kullanma, çok kötü. Manzara hele hiç. Resim, çizgi, karakalem ya da illüstrasyon kullan. (Hemen hepsi)

2- Yazarın fotoğrafını kullanma, belki arka kapağa olabilir. (YKY, İletişim, Bilgi)

3- Yabancı kapakları çalma, kolaya kaçma. 

4- Üzerinde baskı sayısı yazmasın, arkasında yine belki olabilir. (Hemen hepsi)

5- İletişim Yayınları'nın yaptığı gibi, kitap dik olarak yerleştirildiğinde kitabın ve yazarın adı aşağıdan yukarıya yazmasın. Üst üste konulunca okunması oldukça güçleşiyor.

6- Gözü yoran resimler yerine dümdüz de çıkarsan olur. 

7- Metis ve Ayrıntı yayınlarını incele. Hatta illüstürasyon, resim vb. konusunda Everest bile başarılı.

8- Yazarın adını kitabın adından büyük basma. Can Yayınları'nı örnek al.

9- Best-Seller, bilmem ne, Amerika'da şöyle okundu, şu şöyle dedi gibi şeyleri kesinlikle ön kapağa basma. (Doğan)

10- "Bütün Eserleri" çok ucuz bir lâf. (Hemen hepsi)

11- Fiyat kesinlikle ama kesinlikle ön kapakta bulunmamalı, arkada ise bakıp bakıp hatırlamak için belki olabilir.

12- Madem kitap basıyorsun, şömizli bas. Alabilen 1 lira fazla da verir merak etme. 

13- Şömizli çıkıyorsa da Notos'un bazı kitapları gibi göz yormasın.

14- Remzi Yayınevi eski günlerini arıyor, üzül onlar için. Bilgi için de.

15- Kapanmış yayın-evlerinin kapaklarını bir incele. O zamanlar kitap basmak çok daha pahalı bir işti ve hepsinde bu yolda kapanmayı bile göze almış müthiş insanlar vardı. Selam et onlara.