26 Şubat 2012 Pazar

Picasso


Öncelikle şunu söylemeliyim ki kendisinin büyük bir hayranıyım. Daha önce kimseye  belirtememişken (belki de laf arasında ağzımdan kaçırdığım olmuştur) şimdi söylemek istiyorum garip bir şekilde. Hatta Modigliani'ye ne çektirdiyse kendisinin daha çok çekmesini dilerken bile daha çok hayran olmuştum kendisine. Yaşadığı dönemde pek gıcık bir herif de olsa, kendime hep yakın bulmuşumdur çünkü onu. "Çünkü"; onu anlayabiliyorum. İçimde bir yerde sanki Picasso; adeta Max Jacob'ımı arıyorum.

Çoğunuz hatırlamaz yandaki fotoğraflarda "Scar'ı anlayabilmek" diye bir resim -ya da geçen yazıda belirttiğimiz ve tartışmasını yaptığımız gibi ss mi neyse işte ondan- vardı. Onu, krallığı ele geçirmek için yaptıklarını, sonunda onlar tarafından katledilen sahte arkadaşlarının içindeki liderliğini, yalnızlığını, hüznünü, geri planda kalmışlığını anlayabilmek gibi bir şey Picasso'nun da o dönem yaptıklarını anlayabilmek. Ne bileyim "Picasso bu sonuçta ne yapsa yeridir." deyip geçmek/geçebilmek... Mesela bir sürü arkadaşı vardır kimseyi takmaz, herkes onu sever ama kimsenin sevgisine inanmaz ve onlardan durduk yere nefret eder falan filan... Ya da herkes onu sevsin isterken, sevgileri gelince onları istemez olur. Ama geçenlerde iki tanıma rastladım ki budur Picasso ve Can'dır bu:

"Müthiş kıskançtı, kadınları, erkekleri, kadınların çevresinde dolaşan erkekleri, kendi çevrelerinde dolaşmayan kadınları, öğrenci ya da hayran numarası yapan erkekleri kıskanırdı, kişiliği çevresinde buna benzer kıskançlıkların oluşması da son derece normaldi."

"Pablo ya sıcaktır, ya soğuk. Kesinlikle ılık olmaz."

Belki de reenkarne olmuştur. Seni Seviyorum Pablo!!

Seni seviyorum Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso!