25 Eylül 2011 Pazar

Don Kişot'un Öz'ü



Hayranı olduğum karakterin aynı isimli kitabında geçen, bana göre temel cümlesini ya da ana fikrini ya da "öz"ünü söylüyorum ("idea" mı ne de derler, kendilerini çok marjinal sananlar veya sayanlar):



"Don Quijote bütün bunlara inandı ve isteneni yapmaya hazır olduğunu bildirdi..."


diye devam eden cümledir efendim. "İnandı" ve "bütün bunlara"yı aynı cümle içinde kullanabilmektir zaten aslolan. Evet.

16 Eylül 2011 Cuma

"Her Şeyini Kaybetmiş, Umutsuz Yaşlı Adam ile Ona Hayat Veren, Hayalperest Küçük Kız Hikayeleri"nin Fotoğrafı




Not: Tıklayınca büyüyor sanırım.
Not-2: Ben değilim tabii ki ama yakalayan benim.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Kısa Kısa #17



* Sigara içenlere 2. sınıf insan deyip; sigara içmeyen ama önüne konan yemeği seçen, çöpe döken, ona bokmuş gibi bakan şımarıklar... Siz benim gözümde 5. sınıf insan bile değilsiniz. Bunu bilin de... (Umarım ileride açlıktan geberecek pozisyona düşersiniz de, görürüm sizin çükünüzü!)


* Sürekli "Ondaaan sora" (Ondan sonra) diyen insan! Seni hiç sevmiyorum.

* Küçükken,
   Kelebeği öldürmeye çalıştım, kötü biriyim.
   Kedi kovaladım, kuşların üzerine yürüdüm
   Kötü biriyim.
   Kertenkelenin korkusundan kuyruğunu bırakıp kaçmasını sağladım
   Kötü biriyim.
   Karıncaların çekirdeklerini aldım, arıları kovaladım masamdan
   Kötü biriyim.
   Kurbağanın üzerine basmıştım geceleyin Ayvalık'ta...
   Kötü biriyim

   Hala unutamadım hiçbirini
   Kötü biriyim.

* Kimse onu geçmesin diye, daracık yolun ortasından yürüyen insan! Senin rahatlığını, özgüvenini... Sana her geçişte omuz atan insan benim ayrıca. Merhaba!

* Şimdi sürekli gözlemlediğim bir durum var, o da şudur: Ramazan aylarında kendilerine saygı gösterilmesini bekleyip, oruçlu olmayan diğer insanların dışarıda su içmesine, gözlerinin içine baka baka yemek yemesine kızanlara bu lafım. (Ben de kızıyorum o ayrı.) Ramazan bitti diye elinizde dondurmalar, kolalar, çikilatalar&püskevitlerle dolaşıyorsunuz! E, onu alamayan, yiyemeyenin halinden anlamak için siz oruç tutmadınız mı? Amına koyim ne yüzsüzsünüz lan! Git otur, onu başka yerde ye; alamayan ne yapacak? Meydanların ortasına koltuklar zartlar zurtlar konulmuş insanlar yürüyemiyor, her kafasını çevirdiği yerde birileri hapur hupur bir şeyler yiyor. E hani sen, saygı isteyen insan, neredesin? Belki senin yediğin şeyi ayda bir, altı ayda bir yiyen insan var. Saygı nerede? Kime bu gösteriş yani? Senin leş yağlı iskender yiyişini seyretmek zorunda mı herkes? Hani, büyük meydanlara ve AVM'lere parası olmayanlar giremez, diye bir pankart astılarsa bilelim.

* Ekşi'de "eski en yakın arkadaş" başlığını her okuduğumda gözlerim doluyor.

* Küçükken, karlı havalarda gözümüzü kapayıp, gidebildiğimiz yere kadar yürümece oynardık. Benim gözümü kapatma sıram her geldiğinde bir iki adım attıktan sonra, hep bir çukura düşecekmişim ya da birileri gelip, önden ya da arkadan beni bıçaklayacakmış gibi hissettiğimden, dayanamayıp hemen açardım gözlerimi. Tırsak bir herif olduğum o zamanlardan belliymiş sanırım. Şimdi denesem belki... Gerçi haklısın. Şimdi ne kar yağıyor İstanbul'a eskisi gibi, ne de arkadaşlar var gözümü kapay(t)ıp güvenmeyi deneyebileceğim. 

* Bornova diye bir ilçe var sevgili bu Kısa Kısa'yı okuyan. Düşünsene! Acayip havalı değil mi ismi? Bir semt seç Yeşilköy dışında deseler, Bornova olurdu bu. (Gerçi Bornova ilçe ama olsun.) Hatta Bornova öyle bir ad ki, bence İstanbul'da bir ilçeye verilmeliydi ismi. Canım Bornovamın güzel insanları... Siz süper insanlarsınız.
(Bittabi bir Yeşilköy değil.)

* İnsanlar abartıyor derdim ama... Hafta sonu sabah 9.30'da elinde matkapla çalışmalara başlayanlarla dolu etrafım. Sonra ben onlara küfür edince kötü insan oluyorum =(

* Omuza yapılan dövme bakan için çok güzel de, yaptırana üzülüyorum ben. Kendisi hiç dövmesini göremiyor =( Arada anca aynadan filan =(

* Hocalar 7 kere 8 deyince cevaplıyordum da, 8 kere 7 deyince hep biraz heyecanlanıyordum gençken =(

* Özellikle kapalı alan konserlerinde, çok yüksek seste müzik yapmalarını artık "çok" iyi anlıyorum. Saçma sapan insanların konserlerine gelip, sahnedekilere saygı göstermeden gülmeleri, bira tongurdatmalarını ve kendi aralarında konuşmalarını ben de görsem&duysam, ben de açardım iğrenç ses sistemini sonuna kadar. Tespitti yaptım, hayaldi gerçek oldu: "Play it fuckin' loud!"

* "Huzur"  kelimesi de sinirimi bozuyor. Her boka "huzur" veya "huzur arıyorum" diyen kızlardan oluşan bir liste yapsak... Neyse yapmıyorum.

* Bu arada Ahmet Hamdi Tanpınar sevmeyenleri "de" kınıyoruz.

* -Neden üzgünsün, hayatında çoğu şey gayet iyi?
   
-Daha iyisini bilmediğim için üzgünümdür belki.
 
* Johnny Depp'i ilk keşfeden Wes Craven'dir, Elm Sokağı Kabusu'yla. Sonradan Tim Burton "o tip roller" için Johnny'yi ayarttı. Bilin yani =(

* Kindar değilim ama çok ve çabuk kırılıyorum.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Al Pacino Haberleri


*Öl desin öleyim, ölesiye seviyorum ulan!

*Hem Oscar Wilde en sevdiğim yazarlardan biri, hem Al Pacino en sevdiğim aktör. Sanırım kalp dayanmaz bu film veya belgesele. (Kendisi de bilmiyor ne olduğunu.) Looking for Richard tarzı bir şey olacak sanırım Wild(e) Salomé. Çekimleri tamamlanmış tanıtımı bile yapılmış Venedik'te.


Ayıca Venedik Film Festivali'ne gidemeden şu dünyadan göçecek olmak ne hüzün verici, değil mi?

Soldaki 31'lik sevgilisi, sanırım ilk kızından küçük ama yakışır Alfredo'ya. 40 yaş var mı bilmiyorum arada, olmadığını görmek için aşağıdaki 2. videoyu izlemek lazım; fotoğraf pek de gerçekleri anlatmıyor her zaman maalesef =( Sağdaki Salomé olan oyuncu Jessica Chastain.



Şu alttaki fragmanı:



(10. saniyeden başlayıp 2 saniye süren şeyin tanımı: Oyunculuk.)


Şu alttaki de işte röportajlar, imza dağıtmalar, güzel kızımız Salomé'yi oynayanı görebileceğiniz yerler:





Yönetmenlik hakkında ne demiş:

"Eğer bir resim yapıyorsanız, onun nasıl olduğunu görebilmeniz için geri çekilmeniz gerekir."

- Al Pacino

Adam hem filozof, hem entelektüel.

*İkinci film ise gene 2012'nin hemen başında vizyona girecek olan Phil Spector'un biyografik filmi. Çok oynamalık bir karakter gene Jack Kevorkian'dan sonra. Bakalım onu da oynayıp, tanıştıktan sonra ölümünü görecek mi Al. Hatırlarsınız geçen sene Doktor Ölüm olmuş, bu sene ise taziyelerini göndermişti. Her neyse, şöyle görebileceğiz filmde Al'ı:



*Juliette Bincohe, Al Pacino, Ray Liotta diyorum size. Siz de, uuu diyorsunuz beybi bende bir hareketlenme oldu filan. Ama sonra diyorum ki Channing Tatum ve Katie Holmes da oynayacak filmde. A-ha boka sardı diyorsunuz. Ben de öyle diyorum. Al'ı daha fazla polis olarak görmek istemiyordum ama gene oldu. Pek bir beklentim yok filmle ilgili, yazık olacak gibi bu kadroya Stone'da olduğu gibi. Ama bir sürpriz olsa ne de güzel olur. Fragmanı:





*Ve son olarak elimizde hiçbir veri olmasa da IMDb ve çeşitli sitelerden takip ettiğimiz kadarıyla Hands of Stone'da, Gael Garcia Bernal ile rol kesecek Al. Ve bu seneki The Fighter tadında bir film olacak gibi. Umarım çok güzel olur. Ki güzel olacaktır orası kesin de, önemli olan Melissa Leo gibi bir etki yapacak kadın oyuncuyu bulmak. İşte bu sorun. Umarım bu iki çok çok sevdiğim aktörün filmini ödüle boğarlar.


*Babam Ol Pacino


(Kötüydü evet ancak bu kadar yaratıcıyım ben =( )

*Görüşmek üzere.

5 Eylül 2011 Pazartesi

layaH

                                           
                                   
Gerçeklerden daha çok acıtıyor hayaller.


              Kesinlikle bir sığınma durağı ve/veya yaşanacak yer değiller. 
                                                                               
                              Hayâli kuruyorum, tamam.


              Tamam ama...


                                           Hayâl olarak bırakmıyorum ki 


onu.
                                       
                                 İlla gerçeğe dönüşecekler 


                                                     ya da


                   gerçeğe dönüştürmek için çabalayacağım 


onları.


Kimse de fısıldamıyor ki: "Oğlum...
                                                 
                                                                   Onlar hayal iken güzel."




             (Bırak öyle kalsınlar!)


                                                                   ½kasma½                                                                                      ]diye.[

2 Eylül 2011 Cuma

En İyi Kadın Oyuncu Anketi'nin Sonucu - Natalie Portman & Kate Winslet



Winona Ryder, Catherine Keener, Toni Collette, Tilta Swinton, Julie Delpy, Melissa Leo, Rachel Weitz, Helen Hunt, Julia Ormond, Maggie Gyllenhaal, Gwyneth Paltrow, Laura Linney ve pek sevgili Lili Taylor'ı (Gerçi Lili [Tanrım ne güzel bir isim] çoğu rolünde "başrol" değildi ama bu sanırım çok abartılı güzel olmamasından kaynaklı; yoksa oyunculuğuna bir şey diyeni çarparlar, yani ben çarparım en olmadı.) koymayı unuttuğumuz anketimizin (artık ne kadar doğruları yansıtır bilemem ama) süresi bitti. Ve unuttuklarıma çok üzüldüğüm sayısı görüldüğü üzre arttı. İki kez oy kullananlar var sayarsak, en az 25-30 kişi (belki de daha az) oylamış. Katılanlara teşekkürlerimi sunuyorum. Sonuçlar şöyle çıktı efem:

1. Natalie Portman & Kate Winslet 14'er oy
2. Helena Bonham Carter 10 oy
3. Marion Cotillard 7 oy

Birincilere bakacak olursak: Şahsen kendilerine eskisi kadar ayılıp bayılmasam da (Eskiden Natalie'yi çok severdim.) cidden iyi oyuncular. Natalie'nin tüm filmlerini, Kate'in de filmlerinin %75'ini izlemiş biri olarak diyebilirim ki; oynadığı roller bakımından Kate Winslet, Natalie Portman'dan daha iyi bir aktris. Ki zannediyorum bu konuda çoğu sinemasever benimle aynı fikirdedir. Natalie sadece masum ağlak kız olabilir gibi, ki hâlâ da öyle. (Oscar'ı alması benim için bir şeyi değiştirmiyor.) Kate'in ise oynamadığı tür yok neredeyse.

Benim favorilerim Jodie ve Cate ise beklediğim kadar çok oy alamadı ama olsun =( Pek fazla eskisi kadar göz önünde olmamalarına bağlıyorum bunu. Ayrıca onlara oy verenlerin hepsini seviyorum =(

Nicole Kidman da az oy aldı sayılır aslında. Marion Cotillard bence iyi bir sürpriz yapmış. Binoche'u geçmesi üzücü. Neyse, detaylı bilgi için yan tarafa bakabilirsiniz.

Not: Yukarıda saydığım isimlerin dışında saymadıklarım (Mesela en basitinden McDormand, Mirren vs.) geçen yazıda dediğimiz gibi "efsane" oldukları için burada yoklar.

Not-2: Biraz daha kassam en yukarıya Charlotte Gainsbourg, Eva Green ve Zooey Deschanel'ı da yazacaktım. (Gerçi birinin adı Zooey ya! Bu kadar güzel isim olabilir mi?) Sonradan fark ettim ki onlar gönül kontenjanındanmış. Amaan neyse, zaten her halükarda sınıfta kaldık bu ankette =(

Not-3: Bir de pek kadın oyuncu yok diyordum. Piüü bana =( Ama hangisi ileride "efsane" sıfatına erişir dersen... Neyse o başka yazı konusu.

Birkaç gün sonra sanırım (Yani belki de olmaz, kim bilir; "sanırım" demek, "her zaman" iyidir.) bunun "erkek" versiyonunu da yapacağım (Bu sefer eksik olmasın diye listede iyi araştırma yapıyorum =) ) ve gene klasikler olmayacak içinde. Daha çok işte Johnny Depp ve sonrası kuşağındaki elemanları kapıştıracağız; çünkü diğer türlü karşılaştırılanlara saygısızlık gibi oluyor. Evet.

Daha sonra senarist, daha sonra da yönetmen versiyonu olabilir bunların, bakalım. Sıkıntı geçene kadar. (Lan, belki erkeği bile yapmam diyorsun; sonra da şu dediklerine bak!)

Aslında bunun en güzel yerli-yabancı yazar versiyonu yapılırdı da... (Bak hâlâ konuşuyor!)


Alakasız not: Radyo işini de halledeceğim yakında. Basit bir şeymiş. Radyoyu kitap okumak için kullanacağım, yoksa herkesin müzik zevki kendine; gerçi arada çalarız da... Zannediyorum en fazla 3-4 kişi olur; samimi bir ortam filan. İçip içip radyoyu açacağım. Neyse =)