13 Ağustos 2010 Cuma

Neden "forumsipiring"im yok?



Ya dünyanın en gereksiz uğraşı, cidden bak. Mesela benim de formspringim vardı kızlar peşimi bırakmıyordu filan. Hahayt çok havalıyım, çok seksiyim, çok yakışıklıyım triplerindeydim; ben de senin gibi sorulan soruların hepsini "respond"layıp artist artist cevap veriyordum. Kuul filan gözüküyor sanıyordum. Zaten amacı en az kelimede en "artiz" cevapları vermek olan ego tatmini bir yer formspring diyordum... Ama ne kadar mal bir şey olduğumu anladım daha sonra, çok sonra..

Mesela diyor ki formspring kullanan kızımız "Anonim kullananlara bu sorunun cevabını vermek zorunda değilim." E be akıllı kızım "respond"lama o zaman soruyu!! Her şey senin elinde. Kime bu şovun yani? Madem adam gibi cevap vermeyeceksin yayınlama çok mu zor? Yook "Ama bak o kadar güzel bir kızım ki herkes tarafından arzulanıyorum.." diye kendi egonu kabartacaksan o başka tabii.

Bir başka neden de şuduğğrr: Mesela hemen herkesin mail adresi var blog camiasında mailine atarım direkt ne soracaksam ya da mailime isterim cevap versin diye; şov yapmanın alemi yok ulu orta. Ya da bana her cevap verişinde "Acaba beni seivyöoğr muğ?" diye düşünmek istemem -ki zaten çoğu kız da böyle cevaplar verir; bir yandan kızar gibi, bir yandan da seni istiyorum hani kimse olmazsa iyi gidersin yoklukta der gibi konuşurlar-. (He yok ben de öyle cevaplar veriyordum oradan biliyorum.)

Veya "Aşık mısın?" diye formspringden sormam ya da sorulmaz ne bileyim. Veya değilsen bile o soru yayınlanmaz çünkü çekersin daha çok bir "hayır"ınla abazanları. Zaten de kimsenin "Evet!!" diyecek hali yoktur orada. Çok az kadın der bunu. Kendisine ve sevdiğine güvenen kadın. 

E zaten sen kendi arkadaşının yüzüne (ya da msnde, ya da telefonda) "Tanga giyiyor musun?" diye soracak cesaretin yoksa o zaman o da respondlar rezil eder seni kimse görmese bile sen utanırsın kendinden.

He kimse için mi kullanışlı değil? Tabii ki hayır. Mesela atıyorum mailine atılan aynı tipte soruları her bir insana tek tek açıklayamayacak kadar yoğunsan -yani ünlü isen- ve herkes tarafından tanınıyorsan güzel bir şey bu formspring. Gerisi zaman kaybı. Messi filansan kullanışlı. Çünkü herkes seni biraz daha tanımak ne yer ne içer bilmek isteyecek ve devamlı aynı şeyleri soracak; sen de ulu orta söylersin ki bir daha aynı soruyu sormasınlar diye.

Ama sen ünlü değilsen ve her detayını, önüne gelen ve tanımadığın her allahın kuluna söylüyorsan nerede kaldı bir insanı tanıyabilmenin gizemi? 


10 Ağustos 2010 Salı

Mutluluğun Fotoğrafı


"Bir insanı ne mutlu eder ki; ya da ne etmez bu kadar kolay?"

Bob Dylan'ın 2. albümü olan (2. albüm ama Dylan'ın kendi yazdığı şarkıları söylemeye başladığı ilk albüm. Yani maneviyâtı büyük, değerli.) " The Freewheelin' " albümünün kapağı bu. O zamanki güzeller güzeli sevgilisi Suze Rotolo ile birlikteler. Çok mutlular. Çok güzeller. Ve çok şanslı gibiler. Sanki hiç kimsenin bulamadığı bir şeyi bulmuş gibiler. Mutluluğun fotoğrafını çekmişler.

Bob da "hiç düşünmeden" koymuş albüm kapağına "kızı" ile kendisini. Evet okuyucu asıl meselem bu benim. Ben neden ileriyi veya olacakları düşünmeden bir şey yapamıyorum; cesaretim mi yok acaba, yoksa kendime güvenim mi? Ben Bob olsam şöyle düşünürdüm koymadan önce (ki koyamazdım bunları düşündükten sonra büyük ihtimal):

"Ulan bu kız bugün var yarın yok. Ya gerçekten beni sevmiyorsa, ya paramın peşindeyse? 22 yaş yeni bitmiş, salak filanımdır zaten ben bu yaşlarda; bir de Suze ile birlikte kapak olursak asıl kitleyi oluşturan kadın hayranlarım bana küsecekler. Satışlarım belki azalacak. Hem ileride başka bir sevgilim olursa bu kapağı gösterip 'Suze'u mu daha çok sevdin, beni mi?' filan diyecek. Tepemin olmayan tasını attıracak. Onu bırak evlendim diyelim bir gün geç geldim eve misal. Hemmmen 'Suze ile miydin?' gibi sorularla da karşılaşacağım. Ya da 'Onu kapağa koydun beni de koy; yoksa beni onun kadar sevmiyor musun?'ları dinleyeceğim.

Kız da zor durumda kalır zaten benden sonraki kıskanç erkek arkadaşlarına karşı. Ayrıldıktan sonra tabii. Benden kesin ayrılacak demiyorum ama yani hangi sevgi sonsuza kadar sürmüş ki? Ya da pişman olunmayacak sevgi yaşanmış mı ki bugüne kadar? Çok az...

Albümü koymuşum, sonu gelmeyen turlara çıkıyorum, her an çalışıyorum. Kim katlanır ki bana? Daktilom ile daha çok vakit geçiriyorum Suze'a oranlarsak; o zaman daktilo ile mi fotoğrafımı koymalıydım bu kapağa? Hem daha çok düşünür gibi, 'eli işte, gözü de işte' gibi olurdum, olmaz mıydı?

Yoksa magazinciler mi istemişti bu durumun böyle yapılmasını? Yoksa prodüktörüm mü demişti böyle yapalım daha çok dikkat çeker diye?

Fotoğrafa bakıyorum da... Ne bileyim mutluyuz yaa... Ama ya biterse; ya işler hayâllerimizdeki gibi yürümezse? Korkuyorum be iç ses, korkuyorum. Hayıır ben Bob Dylan'ım küstahım korkamam. Ama Bob bile olsan insansın. Hayıııır, ben tanrıyım; hayır ondan da öteyim: Asiyim ben.

Ama gene de iyi ki koymuşum yahu ne yaşadıysak da yaşadık saklayacak halimiz yok ya? Ama ya ileride başka seveceğin kız sırf Suze ile fotoğrafınız yüzünden seni terk ederse ne olacak, hep senden şüphe ederse, onu onun kadar sevmediğini düşünürse? Yahu basit. O zaman beni sevmiyormuş der keyfime bakarım işte. Daha iyi gerçek yüzünü görmüş oluruz. Öyle mi diyorsun? Evet canım.

Peki öyleyse koymuyorum."

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Günün Sözü (Al Pacino)


"Gaylerden, biseksüellerden, lezbiyenlerden korkan ve onlara garezi olan insanları anlayamıyorum...
Bu tip görüşlere bir türlü akıl sır erdiremiyorum.
Bana kalırsa bu "şey" kimi sevdiğinizle alâkalı değil
Bir kadın, bir erkek, neye sahipseniz artık...
Bu sizin sevme olgunuz, sevme keyfiyetinizle alâkalı.
Gerçekten önemli olan tek şey bu."

Al PACINO