25 Aralık 2009 Cuma

Lord Henry Wotton Olmak #2


Günümüzde kırık bir kalp çok satıyor, üst üste baskı yapıyor...

Her dedikodu kötü bir kesin bilgiye dayanır.


Kadınlar bizi kusurlarımızdan dolayı severler. Yeterince kusurumuz varsa her şeyimizi hoş görürler, kafalı oluşumuzu bile.



İnsan akşam yemeğinden sonra oturup da anlatamayacağı şeyi yapmamalıdır.


-Kanatlarım olduğu gibi duruyor


+Sen onları her şey için kullanıyorsun; yalnız uçmak için kullanmıyorsun.



-Elimdeki silahımı alıyorsun "..."

+(Hayır) Kalkanını alıyorum.


Güçsüzlüğün anlatılmaz bir sevimliliği vardır ki işte onda bu eksik.



Ölçülü davranmak çok kötü bir şeydir. "Yeter" dediniz mi, basbayağı bir yemek gibi olur, "daha" dediniz mi büyük bir eğlence.


-İş işten geçti artık "..."

+Hiç bir zaman iş işten geçmiş değildir.


Öyle günahlar vardı ki, işlenmesinden çok düşünülmesi insanı büyülerdi.


-Çay içersin değil mi? Yoksa böyle küçük zevklere karşı mısındır?


+Küçük zevklere bayılırım ben.


Arkadaşlık için gülmek, fena bir başlangıç değil, arkadaşlığı bitirmek içinse çok daha iyidir.


Not: '+' lar Lord Henry Wotton

22 Aralık 2009 Salı

İçinden Hiçbir Şeyin Gelmemesi Durumu


Uyuyorsun günün en saçma zaman dilimlerinde, en azından günler geçsin diye ama gene de bir boşluk, bir yalnızlık hali mevcut oluyor, uyanıyorsun, uyumaktan sıkılıyorsun...

Cep telefonunun alarmını geceden kurup, her sabah aynı şekilde 3 kere "ertele" tuşuna bastıktan sonra götün donarak kalkmaktan sıkılıyorsun, ama yine de kalkıyorsun...

Kalktıktan sonra havanın hala "geceden kalma" olduğunu görmekten sıkılıyorsun, buna rağmen yinede gözünü açar açmaz bir damla güneş var mı diye bakınıyorsun...

Bakındıktan sonra aynı elbiseyi hergün giymemek adına başka kıyafet aramaktan sıkılıyorsun. O sırada zamanın fazla geçmesinden ve en sonunda hep bir şeyleri unutarak evden çıkmaktan sıkılıyorsun...

Evden hep aynı saatte çıkmaktan, aynı otobüse binmekten, aynı metrobüse binmekten, aynı vapura binmekten, aynı zaman diliminde okula varmaktan, son anda derse yetişmekten, aynı kapıda aynı salak salak gülen insanları görmekten, aynı sigara kokusundan, aynı parfüm kokusundan, aynı yapmacıklıktan tiksinmeye başlıyorsun. Sonra onları da kullanmayı bırakıyorsun.

Bir gün bir karar vermekten, öteki gün onu bozmaktan yoruluyorsun...

Bir gün kendini Henry (Wotton) hissederken, aynı gün içinde Henry (Chinaski) gibi hissetmekten endişe duyuyorsun...

En kötüsü de; bir an oluyor kahraman olmak istiyorsun, sonra kahraman arıyorsun.

20 Aralık 2009 Pazar

Lord Henry Wotton Olmak


"Şu korkunç şey bir kadının hatırlanması !"

" 'Hep' korkunç bir sözcüktir bu. Kadınlar bu sözcüğü kullanamayı pek severler. Hep sürmesini isteyerek sevgiyi bozarlar."

"İnsanlara yardım etmeyi seven insanlar, insanları düşünmez oluyorlar. Başlıca özellikleri bu."

"İnsan, pişmanlık duymadığı tek şeyin yaptığı yanlışlıklar olduğunu en sonunda anlıyor ama, iş işten geçmiş oluyor. "

-Çok doğru
+Çok doğru diye bir şey yoktur.
-Bu dediğiniz çok doğru

"(Kadınlar) bir erkeği yalnızca kavga etmek için kendine dost tutarlardı. "

"Yalnız '...' için gözyaşı dökme. O bunlardan daha az gerçekti."

+Evet hoşuna gideceğini biliyordum.
-Hoşuma gitti demedim, beni memnun etti dedim. Büyük fark var arada.
+Yaa, bunu da keşfettin ha?

"Bugünler de hiçbirşeyin ciddi bir yanı yok. Varsa bile olmamalı.

"Akıl hocalığına kalkan herkes sözün başında 'sana öğüt verecek değilim' der, sonra da sözünü tutmazmış"

"Benim kavgam sözcüklerle. Bunun için bayağı gerçekçiliği hiç sevmem. Kazmaya kazma diyeni, kazma kullanmaya zorlamalı. Ona layıktır ancak."

-Çok hoşlanıyorum, ama sevmiyorum.
+O da senden pek hoşlanmıyor ama seviyor. Tam birbirinizin dengisiniz yani.


Not: '+' lar Lord Henry Wotton

(Devam Edecek)

12 Aralık 2009 Cumartesi

Ne Alaka "ama ve üç nokta" ?


" Ama, ama, ama, ama - yine karşıma çıktı diye düşündü Breuer - yine o "ifrit ama". Kendini yumruklamak geçti içinden. Bütün hayatı boyunca "ama" poziyonu almıştı, şimdi de Freud' la, kısa bir süre önce de Nietzche' yle aynı durumu yaşamıştı ve her ikisinde de içinden onların haklı olduğunu düşünmüştü. "


Nietzsche ağladığında (When Nietzsche Wept) - Irwin D. Yalom


2. Basım - Nisan 1997 - 98. sayfa

Alıntılarda aslında isimler önemli değil. Önemli olan o alıntılarda biraz kendinizi bulmanız. Önemli olan "ama" poziyonunda kalmak. Önemli olan "ama"dan sonra "üç nokta" gelmesi, ve bütün "ama"lara rağmen hayatın devam etmesi...

Ama ...

Özel Teşekkür : Bu blogun ismini bulmada bana yardımcı olan, hislere tercümanlık eden Aydın'a sevgilerle.